ERZURUM İÇİN ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYDUK

Yıllardan beri âdeta kanayan yaramız oldu… Kimine göre bir hastalık, Kimi ise daha radikal yaklaşıp Ermeni mirası diyor… Adına siz ne derseniz deyin.

24 Eylül 2014 Çarşamba 13:20
ERZURUM İÇİN ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYDUK
HANİFİ AKSAKAL HABERİ...

Erzurumluluk ağır bir sıfat olmakla beraber bunu kaldırmakta bir o kadar zordur…
 
Gazeteci Yazar abimiz Sayıl Narmanlıoğlu’nun ‘Kar’a iz bırakanlar’ bir tespite takılıp kalıyorum…
Yüksek irtifada olan bu şehir erbabı liderlik psikolojisini barındırdığı için bencil olup çıkıyor…
Öyle midir gerçekten…
 
Bilakis bu şehir insanının topyekûn hareket edebilecek bir gücü olduğuna inanıyorum…
Bu şehirde halen yaşayan ekmeğini yiyip suyunu yudumlayan havasını teneffüs eden biri olarak yıllarca bendede oluşan bir ön yargı vardı…
 
Erzurum’u bırakıp gidenlerin yatırımlarını batıya taşıyanların gururla Erzurumluyum demelerine hep içerlemişimdir…
Kendimce haklı gerekçelerim vardı şüphesiz…
Zira gurbette ki akrabalarımı da incelediğimde yalnızca bu şehirde doğmuş olma ayrıcalığı taşıdıklarını yaşantılarında bir nebze bile Erzurumluluk kalmadığını gözlemlemişimdir…
Yıllarca gazete sütunlarında ve haber sitelerinde yazdığım yazılarda da
 
Fakat Erzurum denildiğinde burnunun direği sızlayan her tatil döneminde sıla-i rahim yapıp memleketime ne gibi katkı sunarım diyenlerin varlığını inkar edemezsiniz…
 
Erzurumluluk bilinci şüphesiz Kurtuluş mücadelesinde düşmana aman vermeyen, her milli görevde varlığını hissettiren şuur demektir…
Bu şuuru taşıyan her Erzurumlunun da doğup büyüdüğü bu kadim şehire vefasını göstermesi elzemdir..
 
Bu şehirin gelişimi ancak vefa ile istek ve arzu ile olur…
Kimilerinde iklimsel olumsuzluklar gerekçe gösterilerek sadece şehri türbe misali görüp ziyaret etmeyi marifet bilen zihinlere ihtiyaç olmadığını düşünüyorum…
 
Bir süre önce Ankara Atatürk Kültür Merkezi kampüsünde gerçekleştirilen ‘Ankara Erzurum Günleri’ organizasyonunu yalnızca eleştirmeyi marifet bilen zevatların yapıcı hiçbir eleştirisinin olmaması Erzurumluluk şuuruna da aykırıdır kanaatindeyim…
 
Her biri bir öncekinden daha profesyonelce gerçekleştirilen Erzurum Günleri’nin amacına ulaştığını söylemek istiyorum…
 
Dört gün boyunca Atatürk Kültür Merkezi’nde ki tüm organizasyonları tamamıyla takip etmiş biri olarak emeği geçenlerin bu şevklerinin daha da artmasını temenni ediyorum.
Bizatihi Erzurum’dan giden basın mensuplarının gözü kulağı olan onları tüm isteklerine ve tüm keyfiyetlerine cevap verebilen değerli abimiz Yaşar Çelik’e mesaisinden zaman ayırmasından dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum…
Şüphesiz Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı yoktur…
 
Fakat Erzurumluların tanışma kaynaşma ve bir arada sorunlara çözüm bulup ortak paydayı bulmaları anlamda bu tür organizasyonlara (Adı ne olursa olsun) ihtiyacı kati surette gereksinimi vardır…
Erzurumluluk şuuru tarihte görüldüğü gibi köstek olmak değil, tıpkı ahilik kültüründe olduğu gibi yapılan kusurlar sahibinin kulağına iyilikler ise herkese söylenmelidir…
 
Sevgili okurlarımız her hafta sizlerin de beğeni ile takip ettiği ve gazetemiz ‘Milletin Sesi’nde’ yayınladığımız ‘PORTRELER başlıklı yazı dizisi devam ediyor. Hemen her meslek grubundan yaptığımız söyleşilere bir yenisini daha ekledik.  Erzurum İktisadi Sosyal Araştırma Ve Yardımlaşma Vakfı (ESAV) Başkanı Veysel Karani Aksungur ile Erzurum Paydaşlı yaptığımız söyleşiyi sizlere yayınlıyoruz. Her Erzurum denildiğinde bu şehire ne verebilirim düşüncesinde olan ve Erzurum ile yatıp Erzurum ile kalkan Aksungur’un Erzurum derneklerine yönelik eleştirilerine verdiği cevapları da soluğunuzu tutarak okuyacağınızı umut ediyoruz.
 
 
VEYSEL KARANİ AKSUNGUR KİMDİR?
İlk, orta ve lise tahsilini, ailesinin eğitim ve ekonomik nedenlerle 1968 yılında taşındığı Kırşehir’de tamamladı. 1981 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun oldu. 1979 yılında Kırşehir Müzesinde göreve başladı. Maliye Bakanlığı’nın açtığı yarışma sınavını kazanarak 1984 yılında Stajyer Gelirler Kontrolörlüğü’ne atandı. 1994 tarihinde Gelirler Genel Müdürlüğü’ne Daire Başkanı olarak atandı. 2003 yılında vekaleten Gelirler Genel Müdür Yardımcılığı’na getirildi. Görevleri sırasında ülkemizi temsilen yurt içinde ve yurt dışında bir çok toplantı, görüşme ve kursa katıldı. Kanun, tebliğ, tüzük ve yönetmelik tasarı ve teklif çalışmalarının içinde yer aldı.            Başbakanlık’ta “Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanma” çalışmaları çerçevesinde Başbakanlık Müsteşarının başkanlığı altında çalışmalara katılarak “Mahalli İdare Gelirleri Kanunu Tasarısı Taslağı Çalışma Grubu”nda yer aldı. Bu görevi kapsamında “İl Özel İdaresi ve Belediye Kanunu Tasarısı Taslağı”nın hazırlanmasında aktif görev üstlendi.  Bir çok vakıf ve derneğin kurulmasında ve faaliyetlerinde aktif görevler aldı. 1997 yılında arkadaşlarıyla birlikte kurduğu ESAV Erzurum İktisadi Sosyal Araştırma ve Yardımlaşma Vakfının günümüze kadar, başkanlığını aralıksız olarak yürütmektedir. İktisadi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı bünyesinde Yeni Dergi unvanı ile bir dergi yayınlamış, Yeni Kuşak Yayınları adı altında 25 adet kitabı kültür dünyasına kazandırmıştır. Evli ve dört çocuk babasıdır.
 
ERZURUMLU OLMANIN AYRICALIĞINI YAŞIYORUZ
Sayın Aksungur, öncelikle Erzurumlu olmanın sizde bıraktığı etkileri öğrenmek istiyorum. Sizce Erzurumluluk neyi gerektirir?
Erzurum'dan çıkıp batıya doğru ilerledikçe, insanlarla sohbet etmeye başladığınız an klişe bir soru olarak : ''Nerelisin?'' diye sorarlar. ‘Erzurumluyum'' diye cevap verince ''dadaş mısın gardaş?'' diye bir soru daha yöneltirler. Erzurumlu olmak dadaşlıkla özdeşleşmektir. Biz Erzurumlular dadaşlığı bir ırkın değil bir kimliğin sembolü olarak görürüz. Bu bizim için kullanılan yöresel bir sıfattır aslında. Cesur oluruz fakat saldırgan değilizdir. Muhafazakarızdır fakat tüm dinlere saygılıyızdır. Bütün erdemlikleri yiğitlikleri kendinde toplayan adamdır dadaş. Vatanını sever, dinine bağlıdır. Bu iki mefhum dadaşın olmazsa olmazıdır ; et ve tırnak gibi artık iç içe geçmişlerdir. Erzurum dadaş ve bar üçlemesi birbiriyle yoğrulmuş tek sözcük gibidir. Birinden bahsedilirse hemen diğeri akla gelir. Dadaşlık Türk medeniyeti ve İslamiyet’le şekillenmiş bir kavramdır.
 
BİZ HİÇBİR ZAMAN ERZURUM’DAN KOPMADIK
Uzun bir süredir Erzurum İktisadi Sosyal Araştırma Ve Yardımlaşma Vakfı (ESAV)’ın başkanlığı görevini yürütüyorsunuz. Erzurumluların bir araya gelmesinde vakıf olarak katkılarınız oluyor mu?
Öncelikle şunu herkesin bilmesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar vücut olarak Erzurum’da yaşamıyor olsak ta Erzurumluluğun bilinci ile hareket ediyoruz. Bu şehrin efradı olarak çoluk çocuğumuza yakın çevremize Erzurumluluk bilincini aşılamaya çalışıyoruz. Vakıf olarak elimizden geldiği kadar herkesi tanıştırmayı, bir araya getirmeyi, birlikte iş yapma kültürünü geliştirmeye, ortak faaliyetlerde bulunmaya, sosyal ve kültürel zenginliklerimizi aktarmaya ve arttırmaya, dostluk, kardeşlik ve akrabalık duygusunu geliştirerek ekip olmayı sağlamaya yönelik çalışmalarımız aralıksız olarak devam etmektedir. Gençleri eğitmenin yanında, yetişmiş elemanların değerlendirilmesi, işadamlarımızın işlerini geliştirmeleri, bürokratlarımızın yükselmeleri, siyaset adamlarımız, fikir adamlarımız ve sanatçılarımızın kamuoyuna tanıtılması için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz. Yaygın örgütlenmeyi benimsediğimiz için Ankara'nın merkezinde ve Ankara dışında bir çok yerde şube ve merkezlerimiz bulunmaktadır. Hemşerilerimizin ilçe ve köy dernekleri başta olmak üzere, örgütlenmelerine özel önem vermekte ve onları desteklemekteyiz.
 
ERZURUM’A HİZMETTEN KAÇMAK İÇİN MAZERET ÜRETENLER VAR
Erzurum’dan sürekli olarak gurbetçiler için yapılan eleştiriler oluyor. ‘Erzurum’u yalnızca öldüğü zaman defnedileceği yer olarak gördüğünüze yönelik. Bu eleştiriler sizi üzüyor mu?
Bunlar benim görüşlerim değil. Kendine mazeret bulmak isteyenlerin görüşleridir. Bende bir gönül koymuşluk söz konusu değildir. Dışarıdaki Erzurumlu insanların Erzurum’a yönelişine engel bir durumdur. Erzurum’u Erzurumluları tanıyorum. Kültürünü tanıyorum. Emrah’ın, Yaşar Reyhani’nin İbrahim Hakkı’nın mezarı Erzurum’da değildir. Buna karşılık Sümmani’nin mezarı Erzurum’da. Sümmanı gibi geniş bir derviş kimliğinde insanların olmasını istiyorum. Kimsenin doğduğu yere küsmemesi gerektiğini düşünüyorum. Alvarlı Muhammed Lütfü Efendi gibi geniş bir tefekkür içerisinde  en ufak bir şeyden yılmamalı. Alvarlı Efe şöyle diyor; Aşık der inci tenden, incinme incitenden. Kemalde noksan imiş, incinen incitenden. Yani incinen noksandır. Çünkü incitenin amacı incitmek için söylemiyor. Dolayısıyla hoşgörünün yaratandan ötürü felsefesi bu duruma yakın diyebiliriz. İnsanlarda geniş bir hoşgörü derin bir sevgi olması lazım. Ufak tefek şeylerden kırılmayacak saygı olması lazım.
 
YAPAMAYACAĞIMIZ HİÇBİR SÖZÜ VERMEDİK
Erzurum’un sorunlarının çözümü anlamında ve yatırımcıların şehre kazandırılması anlamında sultan sekisi toplantıları yapıldı. Zaman zamanda bu toplantılara eleştirilerde geldi. Sizce toplantılar amacına ulaştı mı?
Şimdi bu sultan sekisini fikrini atan insanlar ortaya koyanlar insanlar aradan 15-20 geçtiği halde teşekkür ediyorum. Onların amacı ortak aklı Erzurum’a yönlendirmek dikkatleri Erzurum’a çekmek yatırımları Erzurum’a çekmek şehrin kalkınması gelişmesi için çaba içerisinde olmak. Fikirleri ortaya atan ile uygulayanlar farklı olabiliyor. O zaman kısır bir döngü içerisinde hareket kalabiliyor.  Hâlbuki yurdun çeşitli yerlerinde insanların gelip tanışması bile kazanımdır gözüyle bakmak lazım. İlle de yatırım yapacak beklentisi değildir. İnsanların gelmesi bile bana göre bir fayda sağlıyor. Yığınla faydalarını sayabiliriz. Dolayısıyla bu tür toplantıların gelişerek devam ettirilmesi beklentiyi ve çıtayı fazla yüksek tutmamak gerekir. Bir büyüğümüz kavgada kaldıramayacağı taşa sarılmak vurmayacağının delilidir. Çok büyük şeyler konuşmak yapmayacağının delilidir anlayacağınız. Biz hep yapabileceğimiz sözler vaat ettik.
 
ANKARA’DA DAYIN YOKSA…
Ankara’ya gelen Erzurumlular için nasıl çalışmalarınız oluyor. Destekleriniz sürüyor mu?
Erzurum’a yönelik olarak hani bir deyiş vardır. Ankara’da dayın yoksa Hamido gurban niye doğdun diye bir türkü var Mahsuni Şerif’in. Biz Ankara’da Erzurumlunun abisi dayısı kardeşi olmaya çalıştık. Merkezdekilerinde ilçelerinde de. Başı sıkışan hastanede işi olan iş kurmak isteyen işinde sıkıntı yaşayan öğrencisine ev sahipliği işadamına müşavirlik memuruna hamilik işçisine çiftçisine hamilik kendi imkanlarımız çerçevesinde hiçbir şeyi esirgemeden yaptık. Erzurum’u gezerken şöyle bir şey aklıma geldi. Hani dağlarda çeşmeler olur ya, dedim ki biz Erzurumlulara çeşmeleri gösteriyoruz. Bizimkilerde bekler ki ille de biz götürüp içirelim diye. İşadamlarını gösteriyoruz Polatlar, Şahsuvaroğlular var diyoruz. Şurada mühendisimiz şurada daire başkanımız, belediye başkanımız var diye yol gösteriyoruz. Becerenler gidip bu çeşmelerde suyunu içebiliyor. Bizlerden önce bunlar pek belirgin değildi. Erzurumlu olanları bilinir hale getirdik. Hangi hastanede kim var sorduğunuz zaman bilebiliyor. İlle kardeşiniz olması gerekmiyor. Dolayısıyla topyekûn bir birlikteliği sağladık. Ankara’daki bürokrata sahip çıktık elimizden geldiği kadar.
 
ANKARA’DAKİ BÜRROKRATLARA SAHİP ÇIKTIK
Erzurum menşeli vakıf ve derneklerin artış göstermesini nasıl karşılıyorsunuz?
Yıllardır siyasi angajmanlara girmeden yaptık. Hangi iktidar gelirse gelsin diyaloğumuzu kesmedik. Devletin kurumları gibi çalıştık. Fonksiyonlarımızı azaltmadık. Ankara’da 6 genel merkezimiz 6 tane şubemiz var. Bizim vakfımız siyasi kaygılı vakıf olmayacak demiştik. Öyle sivil toplum örgütlerdi var ki siyaset zamanlarında kapılarını açarlar. Sonrada arasanız bulamazsınız.  Şubelerimizde genel merkez gibi çalışıyor. Genel merkezde de burs verebiliyorlar şubelerde de veriyorlar. Genel merkezde de yardımcı olabiliyorsunuz şubelerde de yapıyorsunuz. İnsanlar muhatap arıyorlar ya siyasetçilerde muhatap arıyorlar. Şubelerde de zemin oluşturuyoruz. Dolayısıyla isteseniz de istemeseniz de kapınız açık ise bu işleri yapacaksınız. Az yada çok yapacaksınız. Mutlaka ve mutlaka insanların ihtiyacını giderecek bir fonksiyon olmak zorundasınız. Bunlar basit konular ama insanlar dernek vakıfları küçümsedikleri için söylüyoruz. Vasıfsız bir köy derneğine gidin Ankara’da İstanbul da ki de aynıdır. Rahatlıkla ihtiyacınızı anlatabilirsiniz. Dolasıyla dernek ve vakıfları küçümseyenlere gülüyorum. Hayatında birine yemek bile ısmarlamamıştır fonksiyonlarınızı küçümserler.
 
ERZURUM İÇİN ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYDUK
Dernek olarak çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?
Sultan sekisi ile ilgili ERVAK ile beraber programlar yaptık. Buradan on tane değişik üniversitelerden öğretim üyesini Erzurum’a götürdük Erzurum’un sorunlarını tartıştık. Hem Ankara’da hem de Erzurum’da gündeme getirdik. AB projeleri çerçevesinde genç istihdamın desteklenmesi projesini gerçekleştirdik. Ciddi anlamda kurs verdik bir kısmına da iş imkanı sağladık. İşadamlarının Erzurum’a yatırım yapması için ön ayak olduk. Bir tanesi akasya vadisidir. Belediye başkanı ile Kadirhan beyi biz buluşturduk. Dolayısıyla birçok girişimlerimiz oldu. Hepsini buradan söylememiz mümkün değil.
 
ERZURUM’DAN ÇOK CAĞ KEBAPÇI ANKARA’DA VAR
Erzurum’u Ankara’da yaşatabiliyor musunuz?
Erzurum ile ilgili çalışmalarda mecburiyet hissediyoruz. Birçok arkadaşımız Erzurum’a gidip yazlıklar yaptılar. Bugün Ankara’da Erzurum’dan fazla cağ kebapçı var. Hepsi bizim eserimiz faaliyetlerimiz. Erzurum kültürünü tanıtmada Erzurum’u bile etkiledik. Bizden sonra cağ kebabı revaç gördü. Mc Donalds nasıl gelmiş buralarda marka olmuşsa Erzurum ürünleri de artık markadır. Ankara’da Erzurum türküsü çalınmayan hiçbir düğün yoktur iddia ediyorum. En az 20-30 tane Erzurumlu kişilerden oluşan sanatçılar topluluğu Ankara’da kültürel faaliyet yapıyor. Bugün Ankara’da Erzurumluların düğünlerinin çoğunda Erzurum barı oynanır. Davul zurna çalınır bar şiiri okunur dadaşlarımda bar oynuyor. Bugün kadayıf dolması zaten meşhurdu alma bugün Ankara’da rahatça kadayıf dolmasını bulabilirsiniz. Bunlar yapılan faaliyetlerin aslında bir görünümü. Erzurum kültürü insanların farkında olmasa da mücevher altın gibi. Kullandığınız zaman değeri daha da artıyor. Bunlar gibi değerlerimizi de kamuoyuna mal ederek Erzurum etkinliğini artırıyoruz. Erzurum’un yetiştirdiği insanları biz unutmuyoruz.
 
ÖRGÜTLÜ İNSANLAR ÖRGÜTSÜZ İNSANLARI YÖNETİR
Erzurum için çok çalışmamız gerekiyor?
Erzurumlu sivil tolum örgütleri Erzurum kültürünü Ankara’da yaşatıyor. Örgütlü insanlar örgütsüz insanları yönetir çerçevesinde örgütlü hale getiriyor. Birlikte iş yapma kültürünü getiriyor. Yönetici olma vasıflarını artırıyor. Erzurum ile ilgili kurulacak STK’ları destekliyoruz. Bizim vakfımızdan faaliyetleri çok etkili olan bir vakıf yok. Küçük derneklerin bile çok önemi var. Diyelim ki cenazesi olan bir ihtiyaçta küçük dernekler devreye giriyor. Derneklerin fazla olmasında sıkıntı yok amaç hedef bir olsun yeter ki bunlar bir ise sorun olacağını düşünmüyorum. Ankara’da da şunu söylemek istiyorum sivil toplum örgütleri birbirlerinin hoşuna gitmeyen davranışlarda olabilir ama bu herkese mal edilmemesi gereken şeyler. Birlik ve beraberlik içerisinde siyasi olarak ta ekonomik olarak ta bir hedefe ulaşmıştır. Mamak belediye başkanımız Erzurumludur. Geçen dönemlerde de CHP’den Erzurumlu milletvekillerimiz vardı. İnşallah daha etkin hale gelecektir.
 
ERZURUM GÜNLERİ ERZURUM İÇİN BİR KAZANIMDIR
Dört gün süren Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiğiniz Erzurum Günleri ile ilgili neler söyleyeceksiniz?
Erzurum günleri ile ilgili şunu söyleyeyim tarihi tayin etmek bizlerin yetkisinde değil. Bu Atatürk Kültür Merkezinin kendi takvimi çerçevesizinde uygun yer varsa verebiliyorlar. Ancak bu tarih tahsis edilebildi. Ramazan bayramından sonra bu faaliyet ile ilgili çalışmaya girdik. 1,5 ay gibi kısa bir süre içerisinde bu faaliyet gerçekleşebildi. Bunların program ayağı dokümanları çok büyük özveri ile gerçekleştirilebildi. Davetiye bile tam olarak dağıtmamız mümkün olmadı. İnternet ortamında falan iletişimi sağladık. Buna rağmen iyi bir program oldu. Çok iyi demiyorum.
 
DAHA İYİSİNİ YAPACAK KAPASİTEMİZ VAR
Geçen yıllardan farkı ne oldu sizce?
Erzurum firmalarının katıldığı en fazla Erzurum ürünlerinin yer aldığı bir program oldu. Kültürel anlamda kamuoyuna mal etmek anlamında ciddi olarak yer buldu. 2 saat Erzurum televizyonları canlı olarak yayınlandı. CNN Türk, TRT bu imkanları sağladılar. Kısa sürede gerçekleşti. Oluşmasında katkısı olan İçişleri Bakanımız Çevre Şehircilik Bakanı İdris Güllüce Valimiz ve diğer milletvekillerimiz bunların desteklerini ciddi anlamda gördük. Kısa dönemde gerçekleşti. Katılım olarak ta iyi bir katılım oldu. Ama biz daha iyisini yapacak kapasitedeyiz. Mevcut kapasitemizi kullanamadık. Bilgi birikimimiz potansiyelimiz ve vizyonumuzu tam olarak yansıtamadık. Yine de belli bir çıtayı da yakaladık diye düşünüyoruz. Erzurum insanımız buna layık. İhtiyaçta vardır. 

Editör

Son Güncelleme: 24.09.2014 13:21
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av.A.Erdem Akyüz 2014-09-27 19:03:34

kutlarım. güzel bir söyleşi.