Seksenli yılların başında; o zaman ilçe şimdi il olan tarihi önem ait bir yerleşim yerinde müşterimiz bizi akşam namazımızı kılmak için bir camiye götürdü. Biz camiden çıkarken hemen yandaki bir kapıdan da bir başka cemaatin çıktığını gördüm. Sebebini sordum. Bir cemaat ve bir siyasi görüş insanlarının önde gelen hocaları yekdiğeri için “onun arkasında namaz kılınmaz” diye bir fetva vermiş. İnsanlar anında ayrışmışlar.

Erzurum’da da bir kitapçıda bir hocanın arkasından alayla bahsederken müdahale ettim. Tartıştık. O alay edene “Okuduğunuz Kuran aynı şeyleri söylemiyor mu?” diye sordum.

Sen bizdensin, ben sizden değilim, bizimkiler, sizinkiler; bu nedir? Parçalanmak böyledir.

Kuran birleştiriyor. Kuran gruplara ayrılmayı reddediyor. Sıklıkla yazmağa gayret ediyorum; Enam 159. Ayet gruplara ayrılmamayı emrediyor. Mezhep kavgaları, mezhepleri anlamadığımızı gösteriyor. Mezhepler bir din değildir. Din bile olsa kavga etmek mi gerekir. Mezhebini dinin üzerine taşımak hatadır.

Neden bu kadar çok başlılık, bu kadar ayrı yorum nedendir?

Ayrı yorumlamakla diğer insanları dışlamak, düşman etmek niye?

Amaç insanların doğru yolu bulması değil mi?

Doğru yolu bulmanın ilk şartı okumak ve tefekkür gibi görünse de Allah’ın hidayeti esas sebeptir.

İnsanların birbirlerini doğru yola davet etmesi değil, benden olmayan dinimden değildir düşüncesi büyük sıkıntı yaratmaktadır.

Ben dindarım, hocayım, ulemayım, cemaat lideriyim, şeyhim iddiası olan herkesin tek gayesi daha iyi Müslüman olabilmektir, olmalıdır. Hedefler hep aynı olmalıdır. Hedef çok geniş bir dairedir. Vatan, millet, bayrak, ahlak, insan sevgisi en üst düzeyde olmalıdır. Kırmızıçizgi Kuran dışı ahlak kuralları, ayrımcılık, gruplara ayrılmak, birbirlerini dışlamak, hor ve aşağılık görmek olmalıdır. Dünyevi hedefler, para, şan, benlik, şöhretin burada ne işi olabilir?

Hayrı ve şerri Allah’tan bilmek, Allah’tan başka hiçbir kimsenin dünya ve ahrette tasarrufu olabileceğini kabullenmemek temel şarttır.

Gayb bilgisinin sadece Allah’ta olduğuna Kuran’a göre de bunun sadece bir kısmının bazı peygamberlere bildirildiğini, Peygamberimiz Hz Muhammed’den (SAV) sonra hiçbir kimsede gayb bilgisinin olmadığına inanmak şarttır.

“Sadece Sana kulluk eder, sadece Senden yardım beklerim” ve “Din gününün tek Malik’i Allah’tır” (Fatiha 3-4.) ayetlerine kalben inanan insan araya bir kul veya herhangi bir lider koyabilir mi; koyamaz, koymamalıdır.

Din adamlığının bir meslek olmadığına inananlardanım. Din adamı iddiasında olanlara ise ortak ideal ve ortak ülkülerinin ilk basamağında insanları gruplara ayırmamalarını, öteleştirmemelerini ve kesinlikle Kuran’a uymalarını tavsiye ederim.

Cemaatlerin, tarikatların siyasete müdahil olması ise büyük hatadır. Sivaslı Yorgancızade İhsan Efendi’ye sorarlar; “Siyasetiniz nedir” diye; “Siyasetimiz, siyasete girmemektir” derler.

Dine zarar veremezler, ancak dindarlara, sosyal hayata, hayatın akışına ve insanların arasında olması gereken ortak değerlere, ülkülere, kardeşlik bağlarına zarar verebilirler.

Kuran’a uyuyorum diyen bir kimsenin bir gruptayım demesi tezat ve tenakuzdur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.