-Kalemin arkasına gizlenen zalimlere açık çağrı!-
   Ey kalemleri keskin, akılları parlak ilim sahipleri! Hokkaya batırdığınız divitin hakkını verin.
   Size yazının şerefini korumak mucip olmuştur. Vazifenizin önemini bilin.
   Yazdıklarınız; dünyalar karartmasın, yuvalar yıkmasın, insanları sefil etmesin. Sakın merhametsizlerden olmayın.
   Unutulur sanmayın, kaleme değen kelamınızdan ebediyen kurtulamazsınız. Kendinize köşe bucak saklanacak düşmanlar edinmeyin.
  
   Ey kalemi elinde tutan karar ver artık; erbabı kalemden misin, ehli tüccardan mı yoksa?
   Elinin oynattığı kalem, aklının sığ sularından mı besleniyor, ruhunun bilinmezleri de işin içinde mi söyle?
   Gerçeğin peşinde misin,  menfaat putlarının karanlık mabetlerinde mi yoksa?
  
 
   Elinde tuttuğun kalem, her şeyi olduranın ilk oldurduğudur.
   Sana bahşedilmiş olan; yaz emrini aldığında, kıyamete kadar olacakların tümünü yazmış olandır.
   Kıymetini idrake mükellef olduğun divit, Rabbinin üzerine yemin ettiği mukaddesindir.
   “Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki…”  Kalem Suresi/ 1-2
   Kalemin, Kelamı kadim yazmış, süfli emellerinle düşürme azametini.
 
   Has ruhlar, kelimeler damlatan sebillerdir.
   Yanmış yüreklere, feryadı figan acılarını çığıranlara, hakkın karşısına dikilmiş zulme karşı şifadır.
   Sen ey kalemini en mahir tabip gibi kullanmaya mecbur olan, sakın yanlış damarlara girme.
   Olmaya ki, sana sevimli gelenin emrinde oynatasın kalemini.
   Unutma sakın; kalemin, günü geldiğinde hatırlamak istemediklerini vurur yüzüne.
   Aman aklından çıkarma ha, dar günler gelecek, hesabın keskin görüldüğü zamanlara erişilecek, tek doğrunun paha biçilmez olduğu anlar olacak.
   Bil ve bin düşünmeden bir yazma.
 
   Süksesinden geçilmeyenleri sevmez, gazaba geldiğinde sonsuzluğu sana zindan edebilecek olan.
   Yüksek dağların sahibi, burnu yukarda dolaşanlardan hoşlanmaz.
    “Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.” Kalem Suresi/16
   Rabbinin kalemiyle yazılmış olan ‘yakından’ kork.
   O ‘yakın’ gelmeden, tevazu zırhına bürünmeye bak.
   Ve mutlak ziyanda olmamak için, bencilliğin elinden kurtar kelamını.
 
   Kaleminle yıktıkların zevke getirmesin seni.
   Çıldırmış hayvanlar gibi naralar atma…
   Zayıf görüp üzerine çıktıkların, sonsuz güç sahibi olduğunu vehmettirmesin sana.   
   Bilesin, adaletten ayrıldığın her satır yakacak bedenini.
   Umudunu sana bağlayanları hayali sükûta uğrattığın her sayfa, perişan edecek seni.
   Satır satır hesapları soran var.
 
   Yazıyı put eyleyen, kendine meftun kişi…
   Senden önceki yazı ehlini mabut bilme sakın.
   Çünkü yoklar, ölümlüler tapınmaya layık olamaz asla.
   Ve bedenini diri tutmaya gücü yetmeyen kişi…
   Satırların sultanlığında ululuk tahtına kurulamaz hâşâ.
  
   Sakın ilk kalemin sahibine muhalif etme kelamını.
   Terazini, yazı masanın üzerine kur, meyil etme zevaline.
   Bil, adil olursan kalem kurtarır seni.
   Zalim olursan, eşkıyanın saadeti sürmez ebedi.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.