Sene 1999
Birkaç arkadaşla beraber kurucu müdürlüğünü yaptığım “Final 2000 Dershaneleri”ni kurmuşuz. Güçlü kadro, yoğun çalışma programı ve sıra dışı reklam çalışmalarıyla bir anda Erzurum’un en iyi markası olduk. O günlerde Fethullahçıların Erzurum’daki dershanesinin adı NİL. Bir anda şehirde bir dedikodu yayıldı, yeni açıldığımız için gelen her veli bize sorar oldu? O dedikodu şuydu:
“Bunlar İstanbul’dan gelmiş, dinsiz imansız solcular… Çocuğunuzu Final 2000’e göndermeyin, mesuliyeti ağır olur.”
Hâlbuki dershaneyi kuranlar benim gibi ortalama Müslümanlardı. Üstelik iki şubemizin müdürü de İmam Hatipliydi: İ. Baytemur, M. Ertaş. Belki gençtik, şehirde yeterince tanınmıyorduk. Ama şehir küçük, bir müddet sonra bu dedikoduların Fethullahçılar tarafından şehre yayıldığı anlaşıldı.
Biz, onların eğitimden sorumlu hocalarının yanına vardık. Prof.Dr. Sabri Çolak’a… Belki hatırlar belki hatırlamaz. Durumu delilleri ve şahitleriyle izah edip bu çirkin iftiraya dur demesini istedik. Sabri hocanın bize cevabı: “Bunlar genç hizmet fedaileri. Hizmette birbirleriyle yarışırken hırslarına mağlup olabiliyorlar. Hizmet hırsından yapmışlardır. Ben konuşur hallederim.”
Ama hiçbir şey halledilmedi. Ağırlıklı olarak İmam Hatipli ve mütedeyyin aile çocuklarının sahip olduğu kurumumuza 2013 senesine kadar “solculuk, çocukların zehirlendiği ahlâksız bir kurum” iftiraları devam etti. Üstelik artık Fethullahçılar eskisinden daha ukala ve pervasızdılar. Daha önce FEM Dershanesi’nde eğitim görmüş daha sonra bize gelmiş birçok mütedeyyin genç şaşkın şaşkın “Hocam Final’de de mescit var ve hocaları namaz kılıyor!” demekten kendini alamamışlardı. Biz de bu kadarına “Pes!” diyorduk.
Hiçbir cemaat veya gruba mensup olmadığımız, işimiz ve lobimiz sadece eğitim olduğu için arkamızdan kolaylıkla iftira atabiliyorlardı. 
&&&
1999 yahut 2000 yılında Erzincan’dan bir öğrenciyi Erzurum derecesi diye afişe ettiler. Şikâyet ettik, aldığımız cevap yine aynıydı: “Aşırı hizmet hırsı, gençler yanlış yapıyor!”
Final’in öğrencilerini kendi başarı listelerine yazıyorlardı. Şikâyet ettik, aldığımız cevap aynıydı. 
Başka bir dershane öğrencisi olup onların deneme sınavlarına hasbelkader giren öğrencilerin isimlerini utanmadan sıkılmadan listelerine ekliyorlardı ve kimse hesap sormuyordu.
2009’da sınav sorularını çaldıklarını tespit ettik, kimi kime şikâyet edeceksin… 
&&&
2009 yahut 2010. MEB ve ÖSYM sınavlarda il başarı sıralamalarını toptan yayınlamayı kaldırdı. Hangi ilin kaçıncı sırada olduğunu göremiyorduk. Gazeteci dostlar beni arıyordu, bilgi veremiyordum. İl Milli Eğitim’den bilgi alamıyorduk. Erzurum’un başarısını bilemiyorduk. Vali, vali yardımcısı herkes FEM dershanesinin, Ankara’daki derin ilişkileriyle elde edeceği bilgileri bekliyordu. Şehir bunu kanıksamıştı.
Her ne hikmetse değişik puan türlerinde iller başarı sıralamasında 50 ile 63 arasında bulunan Erzurum 2009 ve sonrasında 20 ila 30 arasına sıçramıştı. Valiliğin, il milli eğitim müdürlüğünün Erzurum’un başarısını Fethullahçılardan öğrendiği yıllar… Fethullahçı sendika ve dernekler Erzurum’u avuçlarının içine almıştı. SODES, KUDAKA ve diğer sosyal sorumluluk projeleriyle güya eğitim düzeyimizi yükseltmişlerdi. Yaptıkları aslında devletin kaynaklarını ele geçirmekti. Devletin paralarını kâğıt üzerindeki projelerle çaldılar. Devletten para alarak yürüttükleri mahalle dershanelerinde (okuma salonları ve kütüphanelerde) velilerden de para alıyorlardı.
Palandöken Dershaneler Birliği’ndeki (PALDER) iyi niyetli diğer dershaneci arkadaşları kendilerine paravan yapmışlardı. Tarafsız bir eğitim STK’sı görünümündeki PALDER, onların verdiği bilgiler doğrultusunda Erzurum’un çok başarılı olduğunu açıklıyordu. Kurum olarak PALDER’den FEM grubunun sahtekârlıkları nedeniyle birkaç sene evvel ayrılmıştık. Kaymakamlıkların ve valiliğin dershanelere SODES üzerinden öğrenci vermesi üzerine 2012’de yeniden PALDER’e üye olduk. Çünkü bürokrasi bu konuda bir STK’yı, tek muhatap olarak da PALDER’i almak istiyordu.
FETÖ’nün her mahalleye açtığı okuma salonu, dershane vb. kurumlarla ve çeşitli projelerle devletin parasını nasıl götürdüğünü çözdüğümde (bu konuda “İnsan Kaynağımız ve Yeni Rant Kapısı” başlıklı yazı kaleme almıştım.) bürokrasiden birçok kişi bana tavır koymuştu.
Şöyle ki, diğer illerden aldığım bilgiler bana şunu gösterdi. Fetöcüler sınavlardaki il başarı sıralamalarını açıklamayarak her ili kendi şehir kamuoyu önünde çok başarılı olmuş gösteriyorlardı. Erzurum gibi diğer başarısız iller de eğitimde Fetöcülerin projeleri sayesinde 20-30 sıra, belki 40 sıra birden yükseldiğine inandırılmıştı ve valisinden, stk’lerine fetöcülere şükran bildirileri ve plaketleri veriliyordu.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü zengin kahvaltılı, maklubeli toplantılarını fetöcülerin kurumlarında yapıyor, il milli eğitim müdürlüğü ilçeler dahil il genelinde ilköğretim okullarına yaptığı sınavların sonuçlarını ANAFEN dershanelerinin sitesinde açıklıyordu.
Oynatmaya az kalmıştı: Sınavı devlet yapıyor, öğrenci bilgilerini fetöye teslim ediyordu. Dönemin vali yardımcısıyla bu konuda epey sertleştik. Üzerime gönderilen müfettişler sık sık ifademi almaya çalışıyor, bana mobbing uyguluyorlardı. Hatta Final Okulu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tunç, milli eğitim sorumlularını mahkemeye bile vermişti.
Hâlbuki ortada denildiği gibi başarı yoktu. Sınavlar ve öğrenciler üzerinden ailelerin özel bilgilerini tek tek ele geçiriyorlardı. Bu konuyu anlattığım iki yazı kaleme almıştım Erzurum gazetesinde: “Erzurum Eğitiminde Başarı Mucizesi’nden Bahsetmek” diğeri paldır küldür’den mülhem PALDER’i eleştirdiğim “Palder Küldür”… Tabii bu yazıların sonucunda karşı karşıya kaldığım muameleleri tahmin edebilirsiniz. O nedenle devrin cefasını çeken biri olarak “itibarsızlaştırma” operasyonuyla susturulmaya çalışıldım. Öyle ki, PALDER’in her toplantısı bir dershanede oluyordu. Eğitim ve istatistikler üzerine o kadar kafa yoran ve analizler yapan, yazı yazan biri olarak bizim dershanenin diğer şubesinde yapılan PALDER toplantısından bile haberdar edilmiyordum. Sanırım arkadaşlarım da Murat Ertaş toplantıya gelirse gerginlik çıkar, diye düşünüyorlardı.
Evet, bu FETÖCÜLER ve etkiledikleri isimler illerin gerçek başarı sıralamasını saklayarak, başarısız illeri bile başarılı göstererek yaptıkları eğitim projelerinin ne kadar haklı ve doğru olduğuna kamuoyunu inandırmışlardı. Ben ve benim gibi bir iki kişi hariç!
Bunu şuradan da çıkarabilirsiniz. 2009-1013 arasında 30’lara yükselen Erzurum, ne oldu da 2014’ten sonra yeniden 50 ve 60’lara düştü. Eğitimde bir senede bu kadar düşüş olabilir mi? 17-25 Aralık’tan sonra tek operasyon yapılan il Erzurum muydu? Diğer illerde de operasyon yapıldı.
İşin özü Erzurum’un sıralaması zaten aynı yerlerdeydi: Değişik puan türlerine göre 50-60 arası. Eğitimde sıralama uzun yıllarda ancak birkaç basamak değişir. Bir ilin öyle bir senede 20-30 sıra yukarı zıplama yapması mümkün değil. Ayrıca Anadolu’da birçok ile sorduğunuzda, 2009-2013 tarihleri arasında hepsinin başarısını yükselttiklerini göreceksiniz. Burada bir saçmalık yok mu? Sıralama sisteminde bir ya da birkaç il yükselirken diğer birkaç ilin düşmesi gerekmez mi?
Aslında onların bir düşüncesi vardı:
Tüm aileleri ve devleti ele geçirinceye kadar her yol, mübah! 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.