Hayatta mutlu olmanın şartlarından birisi muhakkak ki sağlık! Sağlık elden gittikten sonraki hayat ilaçlara, hastanelere, doktorlara, cihazlara bağlı geçmeye başlamaktadır. Bu son mudur; elbet değildir; savaşmaya devam; durmak, yorulmak yok!

Bu bir dert; çaresiz ömrü olanın yaşayacağı bir dert! Madem kaçış yok; el tut ki, elin tutsunlar babından düşenin yanında yer almak!

Birinci dereceden bakmakla mükellef olduğunuz kişileri tanımlama; insanların sevgi, vefa, erdem, karakter, yardımseverlik duyguları ile doğru orantılıdır.

Yakınlık uzaklıkla alakası yoktur, hastaya bakmanın, ilgilenmenin; akrabalık, yakınlık bağına pek ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Bu bir sevgi, insanlık, vefa borcudur! Çocuklarının bakmadığı bir insana üvey yeğeninin evine alıp üç yıl baktığını biliyorum. Öldükten sonra babalarının evini yeğenine bırakmasından dolayı adamı senelerce de mahkeme kapısında süründürdüler!

Hastanın aklı başındaysa hem kendisine hem bakanlar için bir dert; etti iki! Süreç zorlu, azim, sevgi, saygı, diğer insanlarla paylaşımı zorunlu kılıyor ki; yükler düştüğü omuzda kalıyor; genelde bu da başka bir dert!

İnsanlar ekonomi uzmanı değiller, bir hayatı sürdürürken illa bütçe yönetimleri için bilgi lazım! Bilgi olmadan çok basit gibi görünen aile bütçesini yönetebilmenin imkânsız olduğunu anlar gibi oldukları zaman ise kendilerini bir sürü borcun ve borçların getirdiği ağır yaptırımların girdabında buluyorlar. Büyük dert! Ekonomiyi düzeltmenin ilk şartı, çalışmak, ikinci şartı israfı terk etmek! Bu iki kurala uyan çevrenizde ekonomim battı diyen insanlarda test edebilirsiniz! İsraf, çalışmadan konforu artırabilme isteği çok büyük dert!

Aslında var olan aklı kullanmamanın bedeli çok büyük olabiliyor. Dikkat ediyorum, hayat hakkında doğru düşünceleri adalet, sosyoloji, psikoloji, matematik kurallarına uymayan insanların dertleri hiç bitmiyor; bitecek gibi de gözükmüyor. Şiddet, geçimsizlik, düşmanlıklar, kederler, acılar hep cahillikten, bilgisizlikten, sevgisizlikten çıkıyor. Genetik cahilliklerin kişilerde bıraktıkları ağır travmaların acılarını birçok insan çekiyor!

İnsanlar vardır, evli bekar, çocuk büyük, yaşlı genç, düşünceleri hep farklı farklı, sorumluluk anlayışları kökten farklı! Düşünceleri hep başka başka; tabii ki planları da öyle! İletişim denilen pek azımızın hakkında okuyup düşündüğü muhteşem anlaşma kuralları var; ama uymadıktan sonra bir işe yaramıyor!

Eşler, büyükler, küçükler, yönetilenler, yönetenler, çocuklar, ebeveynler, karılar, kocalar anlaşamıyorlar; çünkü adalet yok, sorumluluk, saygı, sevgi, bilgi hep ya eksik ya temelden yanlış! Çoğumuzun ahlak olarak bildiği huy kötü ise; nasıl anlaşabilirsiniz ki? Kötü huy gerçekten büyük dert!

Kötü huylu insanın oturup kendisine bir defa durum değerlendirmesi yaptığını sanmıyorum. Kendimizle daha sık durum değerlendirmesi yapmalıyız!

Bizden öncekilerin imtihan olduğu gibi bizimde bir şekilde imtihan olacağımızı Allah Kuran’da buyurmuş!

Üzerimize düşen iyilikleri yaparak, kötülükler için kendimize mani olarak sıkıntılara katlanmasını öğreneceğiz. Sıkıntısı olmayan kimse olur mu; olabilir; belki onun da sıkıntısı manevi olarak bakıldığında hiç sıkıntısının olmamasıdır! Sıkıntı, düşük veya orta yüksek dozlu dert bazen iyidir; insanı Allah’a yaklaştırır! Bir dertte hiç derdin olmaması diyebilirim!

Allah’ın bize bahşettiği ve hep elimizde olan ve görmediğimiz binlerce şükürlük durum ve varlık içinde gelecekle ilgili endişe ve varsayımlara takılmışız; kendimize zarar veriyoruz!

İnsanların sürekli kederli, endişeli durumları vücuttaki kalp ve damarlara, sindirim sistemlerine, endokrin sisteme çok büyük zararlar verebiliyor. Hayatımızı bunun için daha çok bilinçli ve doğru temellere oturtabilmeliyiz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.