Hayatın en büyük güzelliklerinden birisi kuşburnu ağacını baharda, sonbaharda ve üzerinde yer yer kar ve buz parçalarının konduğu haliyle seyretmektir desem; olur mu canım diyenleri duyabilirim. Hiç önemli değil; dedim gitti.

Hayat güzelliklerini doğada, hayvanların masum, mazlum bakışlarında saklamış. Onlar; konuşamayan kullar. Ama gözleriyle öyle bir anlatırlar ki!

Bu yüzden doğayı kirletir, hayvanlara tecavüz eder, zulüm eder, dayaklar, pataklar, aç bırakırsak; doğaya çer çöp atarsak bütün güzellikler ölürler.

Bilmiyorum ki şöyle tek başınıza günün herhangi bir saatinde bir nehrin veya derenin yanında oturdunuz mu? Hiç içinizden geçenleri, içinizde birikmiş kin, haset, kabalık ihtiva eden sözleri, sevgiye engel oluşturan duyguları, cimriliklerinizi, egolarınızı söz olarak nehre döktünüz mü?

Kariyerinizin, makamınızın, paranızın burada ne kadar boş arzular olduğunu sizden binlerce yıl önce oturmuş insanların şimdi mindersiz altımızı koyamadığımız yerde bütün vücutlarıyla kaybolduklarından anlayabiliriz.

Kariyeriniz, kapital durumunuz ne durumda olursa olsun; mutlaka doğayla konuşabilmelisiniz. Kim bilir sizden önce binlerce yıldır akan o nehirlere kaç yüz binlerce derin duygulardan, aşklardan, hırs ve arzulardan doğan ihtiraslar, nefislerden, ruhların derinliklerinden sözler atıldı. O derenin içinden nefes alabilmek için boynunu dışarı uzatmış irili ufaklı karalı, yosunlu, kaygan, üstü yeşilli taşlar var ya; diplerindeki o sözleri bir çıkarabilip size bir gösterebilseler.

Doğadaki derinliklerde saklı milyonlarca söz var. Kimi şiir, kimi nesir, kimi hasret olmuş yüreği güzel insanlarda.

İnsanları anlamaya çalıştığımız anda onları kaybetmeğe de hazır olmalıyız. Sözler insanları anlatmaya başladığında iyilikler arasına serpilmiş olur ki berbat durumlardan söz eder ki; burada anlayamadığın zaman beyin yani akıl sifonu çeker! Maksat dinlemek, maksat sevmek, anlamadan sevmek! Çocuklarımızı anlayamayız, anlayamadığımız halde severiz gene de!

Önemli olan anlamadıklarımıza saygılı olabilmek!

Nehrin binlerce senedir nasıl aktığını anlayamadım ki; onun diplerinde yuvalanmış sözleri yukarı çıkartabildiğimde anlayabileyim. ,

Sevmek; anlamadan sevmek! Usta bir sadık aşık sevgilisinin kendisini anlamasını binlerce sözle anlatmaya çalışana kadar; o sevgilisini anlamadan sevmesini ister.

Hayatın zorluklarını hayatı anlamaya çalışarak çözebiliriz. Duygularımızdaki çelişki, anlaşılmazlık ve zor ruhi durumlarımızı ise tabiatı dinleyerek seratonin ve dopamin seviyelerimizi yükselterek yapabiliriz.

Asrın hastalıkları içinde en tehlikeli olanları cahillik, ruh hastalıkları, arzular, hırs ve hakkına razı olmamak ve kirletmek! Kirletiyoruz; sevgimizi, tabiatı, bağlarımızı, dağlarımızı, duygularımızı, emeklerimizi ve bütün güzelliklerimiz… Kirletiyoruz; acımadan, bonkörce!

Doğaya yakın olmak, bir hayvanla bir dereyle bir ağaçla sohbet edebilmek ve faniliğin tadını çıkarmak aslında birçok tedirginliğin, çaresizliğin ve umutsuzluğun şifasıdır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.