Futbolda şehir takımları, dünyadaki bütün kentlerin ortak değeridir…

Türkiye’de de şehir efsaneleri vardır.

Bizimde efsanemizin adı Erzurumspor’du…

29 Ocak 1968 yılında kurulan Erzurumspor bizim sevgilimiz olmuştu.

Rengini gök yüzünün mavisinden ve karın beyazından almıştı. Olmuştu rengi Mavi-beyaz...

Sonrasında bu kulübe bir de arma gerekliydi, onu da Selçuklu eseri çift başlı kartaldan almıştı, Dadaş…

Artık Erzurum’un bir mavi-beyaz forması, çift başlı kartal logolu arması olmuştu.

Mavi-beyaz rengi benimsemişti Erzurum…

Şehir içinde Palandöken’in, Yolspor, Demirspor, Dağcılıkspor, Kombinaspor, 12 Martspor, Dadaşspor herkesin sempati duyduğu bir amatör kulüp vardı.

Ama herkesin ortak tutkusu Erzurumspor olmuştu, bu şehirde…

Bizde bu sevgi ve aşkla büyüdük Erzurum’da…

Bir genç nasıl ki, bir kıza aşık olur ya; bizde aşık olmuştuk Erzurumspor’a…

Bazen okulu asar, bazen kaçar giderdik Erzurumspor’un idmanlarına…

Biz Rahmetli Ömer Engin Çavuşoğlu, Kıyasettin Yüksel’le sevdik Mavi-beyaz renkleri…

Hamza Cimilli, efsane Başkan Cemal Polat sayesinde rüyalarımıza ulaştık.

Cemal Polat, 30 yıl aradan sonra aşkımıza Süper Lig sevinci yaşattı. Efsane teknik adam Sadi Tekelioğlu ile bize…

Şampiyon olduk, cümle aleme “Ahan da çıktık” naraları attık.

Ulusal gazetelere de manşet, köşe yazarlarına ilham kaynağı oldu, bu söz…

Biz Erzurumspor’u Ağrı Dağı Nihat’lar, Yavuz’lar, Ercan’lar, Ersin’ler, Mahmut’lar, Çetin’ler, Namık’lar, Hayrettin’ler ile sevdik.

Abdusselam, Kaptan Sabo (Sebahattin Güneş), Sebati, Kepçe Levent, Abdullan, Naci, Fatih, Öner, Necdet ve daha niceleri gençlik yıllarımızın idolleri oldu.

Atilla, Ali Rıza, Alparslan, Kürşat, Altaycan, Zafer, Muzaffer, Hüseyin, Abdulkadir, Coşkun, İlhan, Atay, Günay ve daha nice yetenekli kramponlar bizleri Süper Lig’e taşıyarak Efsaneleştiler.

Dedim ya; bizim şehir efsanemiz Erzurumspor’du.

Gürcükapı’da, Cumhuriyet caddesinde dolmuş muavinleri ‘Maça maça’ diye bağırdığında dayanamaz koşardık, Kazım Karabekir Stadı’na (eski adıyla Cemal Gürsel’e)…

Hiçbir zaman ‘beleş’ girmeyi düşünmezdik stada…

Ailemizin verdiği okul harçlıklarını, harcamayıp, gözümüzü kırpmadan alırdık, maç biletlerimizi…

Bilirdi ki, verdiğimiz her kuruş Erzurumspor’un kasasına girecek, Kulübün çarkı dönecek, futbolcu transfer edilecek hesapları yapardık.

Erzurumsporumuz maçı kazandı mı? değmeyin keyfimize…

Bir hafta konuşurduk caddede, sokakta, okulda işyerinde Erzurumspor’u…

Neşe, eğlence ve üzüntü kaynağımızdı Erzurumspor…

Biz Erzurumspor’a rahmetli Lütfü Yıldız (Gıggıl Lütfü) amcamızın tezahüratları ile sarıldık.

Baraka Yusuf’un hareketleri ile coştuk.

Şadi Ciran ve Faik Tunç ile tribün liderliğini öğrendik.

Gürcükapılılar ve Kavaklılar ile taraftar topluluğu nasıl olur konusuna şahit olduk, Erzurumspor sayesinde…

1968 yılında kurulan ve bize tarihi zaferler yaşatılan Erzurumspor, maalesef sudan bahanelerle 2010 yılında öldürüldü.

Ama bedenen öldürülen Erzurumspor ruhunu hiç yok edemediler bizim gibi Erzurumspor sevdalılarının gönlünden ve kalbinden…

Evet!... Hayat var olduğu sürece, bizde yaşadığımız müddetçe hep seveceğiz biricik aşkımız Erzurumspor’u…

Çünkü bizim aşkımız 29 Ocak 1968 yılında doğmuş.

Başka aşık aramaya ne gerek…

Herkesin sevgililer günü 14 Şubat olabilir, ama bizim sevgililer günümüz 29 Ocak’tır. Bu da böyle biline…

29 Ocak Erzurumsporlular günü kutlu olsun.

Erzurumspor’a hizmet etmiş olan tüm fertlere teşekkür ediyorum.

Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı ömürler diliyorum.

Esen kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.