Osmanlı İmparatorluğu kuruluşundan itibaren geliştirdiği en önemli ve devamlılık arz eden müessesi Enderun'dur.
Enderun ilk dönemlerden başlayarak 1800'lere kadar Hristiyan ailelerin çocuklarının İstanbul'a getirilerek önce terbiye edilip devamında Enderun Mektebi’nde okutularak devlet için önemli kadrolara adam yetiştirilirdi.
İmparatorluğun yıkılma sürecinde iken ise Hristiyan çocuklar yerine Çerkez, Gürcü, Boşnak, Arnavut, Macar  ve diğer ekaliyetlerin çocuklar Acemioğlanlar ve Enderun mektebinde eğitildiler.
Özellikle Tanzimat fermanından sonra ise bu mekteplere Türk ve İslam çocukları alınmaya başladı.
1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanıyla birlikte bu mekteplere siyaset icabı Türk ve İslam olmayan unsurlardan talebe alınmaya başlandı.
1864 yılına gelindiğinde "Silahşoranı Hassa" adında padişah için zadegan ve aşiretlerden getirilip eğitilenlerden bir bölük oluşturulmuştu. Bu bölüğe sadece Arap çocukları değil Hristiyan çocukları alındı.
1890 yılına gelindiğinde Harbiye mektebinde okutulmak ve mezun olduktan sonra özellikle kendi bölgelerinde görev yapmaları böylece devletin buralarda kendine bağlı elemanlarının olması düşünüldü.
1892 yılında Arap gençlerin harbiye de okumalarından vazgeçilerek yeni kurulan Aşiret Mektebi’nde okumaları kararlaştırıldı.
İstanbul'da bugünkü adı Kabataş Lisesi olan bina bitirilince 21 Eylül 1892 yılında Aşiret Mektebi açılmış oldu.
Aşiret Mektebine bulundukları yerlerde nüfuzlu aşiret ağaları veya beylerinin zeki becerikli çocukları Padişah tarafından ailelerinden istenerek İstanbul'a getirilmiş ve burada eğitilmeye başlamışlardı.
Arnavut, Arap, Kürt ve diğer gruplardan gelen talebeler mektebin mevcudunu oluşturmuşlar ve yatılı (Leyli Medcani) okumuşlardı. Ancak mezunları hiç bir zaman İstanbul'dan ayrılmalarına müsaade edilmemişti. Padişahın yakınlarında idiler.
Aşiret Mektepleri; Rüştiye ile İdadi arasında bir mektep görünümünde olup, burayı bitirenler Harbiye ve Bahriyede okumuş askeri rütbeyle ödüllendirilmişlerdi.
Aslında yapılan şey aşiret ağalarının çocuklarını İstanbul'da tutulmasının ana sebebi çıkması muhtemel aşiret isyanlarının önüne geçmek, çocukları bir tehdit unsuru olarak kullanmak ve çocukları rehin tutmaktı. Bunlardan biri de Şerif Hüseyin idi. Meşrutiyete kadar İstanbul dışına çıkışı yasak olan bu adam sonra gittiği Arabistan'da İsyanın elebaşılığını yapmış ve Osmanlı Devletine ciddi zararlar vermiş, devletin yıkılmasında etken rol oynamıştı.
19 yüzyılda Osmanlının yaptığını günümüzde ABD, Almanya ve İngiltere gibi ülkeler yapmaktadır.
Bu devletler özellikle bürokrat, milletvekili, bakan gibi üst düzey yöneticilerin çocukların giderlerini karşılamak için burs ve diğer adlarla destekleyip kendi ülkesinde okutup ilgili ülkelere göndererek bir nevi "Aşiret mektebinin" mantığında hareket etmişlerdir.  
Günümüzde ise Devlet tarafından terör örgütü olarak ilan edilen FETÖ aslında bir rehin gibi Türkiye'den alınıp götürülmüş CIA ve FBI'ın kontrolünde Pensilvanya'da tutulmakta ve ABD'nin Türkiye ve dünyadaki çıkarları için kullanılmaktadır.
15 Temmuz 2016 yapılan darbe girişimini bu zaviyeden değerlendirip dersler çıkarmak akıllıca bir iş olacaktır.
Bu çalışma ciddi, tarafsız ve bilim mantığıyla yapılarak aydınlatılmalı ve yeni paralel örgütlenmelere fırsat verilmemelidir.
Aksi halde yeni paralele vakalar türeyebilir ve devlete zararlar vermeye devam eder. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.