Yahudi İsrail bu yıl Gazze de ne çok insanı katletti. Ne çok kan döktü ne çok gözyaşı akıttı. Bir yandan üzülüyor bir yandan tepki gösteriyorum israil'e. Zamanında soykırıma maruz kalan Yahudiler ne de çok kana susamışlar böyle. Sanıyorum ki empatiden gram kadar yok İsrail'de. Naziler toplama kamplarında, gaz odalarında hunharca katliam yaptı Yahudilere. Elbette tepkiliyim, elbette insanlık dışı buluyorum ikinci dünya savaşı yıllarında maruz kaldıkları bu duruma. Her Naziler diye açılan bir cümle mide bulandırıcı gelmiştir bana. Katliam yapacak, gözyaşı akıtacak, kan akıtacak kadar uzun bir ömrü yok kendini bilen insanların. Ama kendini bilmeyenler için dünyanın hâkimi tek ırk. O yek ırk içinde yaşama sahası lazım değil mi! Tıpkı Nazi hükümetinin Çingenelere, Yahudilere uyguladığı soykırımlar gibi! İnsanın seçtiği bir ırk var mı? Böyle bir şey kanıksanamayacak derecede saçmalıklar yığınından oluşabilir ve oluşmuştur ancak. 25 ay boyunca on beş yaşındaki bir genç kızın kaleminden dökülen gözyaşı dolu cümleler, kan kokulu cümleler öyle acıtıyor ki canını insanın. Anne Franklin’in satırları boyunca uzanan o anılarında öyle derin derin acılar hissettim ki. Nazilerden kaçıp Amsterdam a sığınan bir ailenin çocuğu olan annenin anıları öyle acı sızdırıp, akıtıyordu ki harfler ardınca. Tavan arasında dile kolay 25 ay süresince ele aldığı anıları ne çok yankı uyandırmıştı dünyada. Kim bilir İsrail zulmüne uğramış gazelinin de anıları vardır belki. Aman ya İsrail zulmünden fışkırıp meydanı kan gölüne çeviren bombalar izin verir mi hiç tek bir anını kaleme gelmesine! Anne Franklin gibi masum bir Yahudi nerede İsrail gibi zalim Yahudiler nerde. İkisine de Yahudi diyemiyorum ben. Anne Franklin masum bir Yahudi ama İsrailli Yahudi olup da Gazze'nin kan gölüne dönmesine alkış tutan diğer Yahudiler insan olamaz. Oysa Nazilerin yaptığı zulümler akla mantığa sığmıyor, taşıyor. Aklı duruyor, kanı donuyor insanın. Elbette ki Yahudi İsrail'in yaptığı zulme karşı çıkan Yahudiler de var. E beş parmağın beşi de bir değil. Bunu idrak edebilen çok az bir insan var yeryüzünde ne yazık ki. Sevgili Anne Franklin şöyle yazmış anılarının bir sayfasına “ ülkülerimi yitirmediğime şaşırıyorum! Ama her şeye karşın onları koruyorum. Çünkü insanların özünde iyi olduklarına inanıyorum.” Ne kadarda masum satırlar gencecik bir kızın soykırım esnasında kaleme aldıkları. Nazi masum olamaz Bayan Franklin! İşid masum olamaz! İsrail masum olamaz. Onların özüne dönmeleri imkânsız. Onlar insan kanın içmiş ve gözlerine intikam, zulüm, zalimlik perdesi çekilmiş. Onlar zalim! Onlar hunharca masuma el kaldıran vahşet sahibi vahşiler! Etraflarına kan kokulu, kan tadında yiyecekleri masumlar arıyorlar, kan renginde tahtlar kurmayı amaçlıyorlar ve kan postuna bürünmeye özeniyorlar. Anne Franklin’in Het Achterhuis ( Gizli Barınak) adlı anılarını okuduktan sonra duygularıma hâkim olamadım. Öyle duru bir şekilde, öyle narin, öyle etkili bir şekilde yazmış ki Nazi zulmünden aldığı etkiyi. Yazıklar olsun masumların düşlerini talan edenlere, yazıklar olsun masumların gözyaşlarını/kanlarını dökenlere.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner518

banner525