banner537

Herkes aynı şeyleri düşünmek ve aynı fikre sahip olmak zorunda değil. Hayatın doğasını; yani siyaset ve maddi ve de manevi renklerle süslü manzaraya aynı pencereden bakılsa bile, aynı tanımlamayı kimse kimseden beklememeli.

Eğer beyninize başkaları tarafından bir program yüklenmemişse, eğer robot değil de bir insansanız bu böyledir ve böyle de olmalıdır.

Her bireyin ilkeleri, ahlak anlayışları değişik olabilir ve bunlar kendine göre vazgeçilmez değerler olarak da yerini koruyabilir; ama ne yazık ki günümüzde bunlardan taviz verildiği ya da tamamen ötelendiği de bir gerçektir.

Kapitalizm, yani paranın bireyler ve toplumlar üzerindeki hakimiyeti, bazı kıymetli ve paha biçilmez değerlere de paha biçmekte ve de maddenin gücü maneviyata galip gelmektedir.

Bunu dindar geçinenlerin eylemiyle, vatan sever geçinenlerin siyasetiyle, iffetli geçinenlerin iffetsizliğiyle örneklemek mümkün.

Bu tür gerçekleri zaten her gün televizyonlarda izleyip, gazetelerde okuyoruz.

Gazete demişken, maalesef bu tür çürümeler son yıllarda en çok gazeteci geçinenlerde kendini gösteriyor.

Ulusal medyaya bakın, dün söylediğinin tam zıddını bugün söylemekte hiç bir sakınca görmeyenler var.

Siyasette dün tükürdüğünü bugün yalayanlar yok mu yani!

Peki neden?

Aktaracağım anlatımı çoğu kişi bilir; ama harika bir örnek olduğu için tam da yeridir, diyerek hatırlatmadan geçmek olmaz.

Bu hikâye birçok ünlü isimle, özellikle değişik ünlü yazarlar asıl özne yaparak anlatılır.

Konu şudur.

Zenginlerin zenginlikleriyle yarıştığı kokteylde bir ünlü yazar elinde içkisiyle salonda gezinirken gözü birine ilişir. Var mı benden daha güzeli ve namuslusu, dercesine salınan gerçekten bu güzel hatun kişinin yanın sokulur ve direk söze girer.

Kadının gözlerinin içine bakarak, "bu gece benimle olursanız size yüz dolar veririm," der.

Kadın bu hakarete dayanamaz ve "siz beni ne sanıyorsunuz, terbiyesizlik yapmayın," diyerek karşılık verir.

Yazar bu, durur mu hiç, yazılmaya devam eder. "Peki, beş yüz olsun," diye mırıldanır. Afet yine kızar ve "siz beni fahişe mi sandınız, defolun gidin," diyerek arkasını döner.

Dedik ya, yazarımız da inatçı mı inatçı. Son hamlesini yapar ve kadının kulağına fısıldar, "on bine ne dersiniz," diye sorar.

Kadın, "gülümseyerek, bu gece bir hanımefendiyle olacaksınız, bir saat sonra falanca otelde on beş numaraya gelin!"

Yazar, "hayır, benim sizinle birlikte olmak gibi bir niyetim yok, sadece fiyatınızı öğrenmek istemiştim,"der ve ayrılır.

Bu çoğu kişinin değerlerini satacağı bir fiyatı olduğunu anlatan, belki bir uydurma, belki de gerçek bir yaşanmışlıktır.

İster kıssa diyin, isterse ahlak borsasından bir hisse olarak alın.

Gayrı siz bilirsiniz!

Biz de biliriz elbet.

Gazeteci tayfasından biri olarak biliriz ki; özellikle ulusal medyada kalemini iki kelam eylemek için satanlar ve yatlarda yan gelip yatanlar vardır.

Ahlaksız teklifi yapan elbet ahlaksızdır; ama ahlaksız teklifi kabul edene ne demeli!

Kendini ucuza satan hatun kişiye "fahişe", pahalıya satana da "hanımefendi" deniyor ne yazık ki!

Peki, gazeteci ve siyasetçilere ne demeli!?

Ne dersek diyelim ama düzen budur işte.

Kapitalizm, paranın gücüne ve sevdasına inanmaktır.

Emek ve yürek sömürülür bu düzende.

Önemli olan kaç para ettiğinizdir!

Bu bireysel varlığınızın, bireysel yeteneğinizin, bireysel konumunuzun derecesiyle ilgilidir; ama söz konusu vatan olunca, ister kapitalizmle olsun, ister sosyalizmle, isterse faşizmle yönetilelim vatan denilen toprağın ve bağımsızlığın simgesi bayrağın değerine fiyat biçilemez.

Emperyalistlerden ahlaksız teklifler, seviyesiz mektuplar gelebilir; ama ülkenin manzarasına hangi pencereden bakarsan bak, vatan değerlerinin pazarlığı olmaz.

Ve bu böyle gelmiştir, böyle de gidecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner531