Herkes 17 Devlet kuruldu diye övünür, ama kimse 16'sı niye battı diye düşünmez...

Buna "İhanet" desem, büyük devletler ihanet ile yıkılmaz küçülür dersiniz...

İhaneti savunup emperyal güçler karşısında, bu ihanetin gerçekleştiğini savunanlar varya, işte bu kabul edilemez...

Mesele onlar veya bunlar değil, aslan gider kaplan gelir...

Eğer ihanet içindekiler nasıl evlatlarını düşünüyorsa, bizimde vatan evlatlarını düşünmemiz gerekir!

Onların iki üç evladı varsa, bizim 83 milyon evladımız var!

Elbette ki böyle düşünmek bizim için erdem değil olağandır, lakin böyle düşünmemek gaflettir!!!

Tarih boyunca o günden bu güne çok şey değişti...

Irak'ta Amerika'ya meydan okuyup, Azerbaycan ve Kafkasya'da dünyaya meydan okuyoruz...

Dediğim gibi "17 Devlet" biz bu meydanlarda çok dik durduk, şimdi diyeceksiniz ki masadakiler dik durmuyor diye, götürüp kabre gömme...

Artık bu vatanın bir ferdinin bile, birilerine bileklerini uzatıp, prangalanmaya tahammülü yok!!!

Madem bu yazımızda derin sularda gezdik, siz okurlarım da derin köprüm oldunuz...

Libya, Mısır, Suriye, Kıbrıs, Yunanistan denkleminde Doğu Akdeniz politikamızı birlikte değerlendirmemiz gerekir...

1934 yılında alınan karar ile müzeye çevrilen, 86 yıl sonra büyük bir coşku ile tekrar birlikte saf tutularak namaz kılınan, Ayasofya Camii mesajı sadece Yunanistan'a değildi...

21. Yüzyılda artık cephe savaşı yok, Küresel Dünya Savaşında maşa olarak kullanılan terör örgütleri uygun bulduğu her ortamda bu savaşı başlatıyor...

Önlemler ile bu savaşların önüne geçeceğini zanneden batıya, bizim artık şunu söylememiz lazım, sizin savaşınız yüzünden bizim insanımız ölüyor!!!

Savaş bölgelerindeki yabancı gazeteciler bu yoksulluktan terörü sonuç çıkarıyorlar, ama çaresini yazmıyor yada sözünü dahi etmiyorlar..

Adama sorarlar, sen dünyanın çoğunu açlığa mahkum ederek, sıcacık yuvanda mutlu olabileceğini mi sanıyorsun!!!

Terörü besleyenler elbette ki biliniyor, bu şartların da dünden bugüne hemen değişecek gibi de görünmüyor...

Peki ne olacak...

Bugünkü dünya 19. yüz yıl ile aynı..

Soğuk savaş sonrası, dünya henüz siyasi ve iktisadi dengesini bulamadı...

Dünya er ya da geç anlayacak ki Mezopotamya'da, Kafkasya'da, Balkanlar'da Türkiye'yi yok sayarak kimse bir şey yapamaz...

Aklınızdan yeniden emperyal mi olacağız düşüncesi geçtiğini anlıyorum...

Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" vecizesini, bilinçli ya da bilinçsiz bu güne kadar hep yanlış yorumladılar...

Gazi bu cümleyi kurarken, bir yandan balkan paktını, diğer yandan sadabat paktını kuruyordu...

Bu paklar bölgesel güç olduğumuzun bir nevi deklarasyonudur, demektir ki benim olduğum bölgede çatışma istemiyorum!!!

Bunun adına ister ulus devlet diyelim, ister emperyal devlet...

Türkiye'de nasıl bir sistem kurarsan kur, ne sömürgeci emperyal olabilir, ne de kabuğuna çekilmiş ulus devlet olabilir...

Bunun orta yolu hem ülkemiz için, hem de dünya için bulunmalı...

Liyakatin esas alınmayıp, yaşanan olaylara dayanamayıp susulurken, sığ kafalılar göklere çıkarılıyor...

Belki bu meseleleri idrak edecek bir muhatabımız yok lakin, bugün olmazsa yarın olur...

Ne devlete küsülür, ne de devletin acele etmesi beklenir...

Su daima mecrağında akar...

Bırakalım tren muhabbetini, makinist olan bu vakur millet yeni yazılacak hikayede, Nizam-ı Alem ve İ-layı Kelimetullah davasını birlikte oluşturmak için vakit gözlüyor...

Not: Kısık Sesler

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.