Dünya mazlumlarına kol kanat geren milletin başından büyük bir felaket geçmiştir…
Adı; 15 Temmuz!
Vicdanlı sözlükler bu tarihin karşısına; Haince, insafsızca, adice, sinsice bir kalkışmanın bastırıldığı, kahramanların yeniden meydanları doldurduğu zamanın simgeleştiği tarih diye yazacaklar.
Ve elbette bu ülkenin bağımsızlığını ortadan kaldırmaya çalışan darbecilerin bertaraf edilmesiyle ilgili seçilmiş hükümetin sorumluluklarını yerine getirmek için nasıl bir yol haritası çizdiğini de tarih kaydedecektir.
Bu iblislikle mücadele hiç taviz verilmeden sürdürülmelidir!
Bu milletin “Peygamber ocağı” diyerek üzerine titrediği ordusunu “silahlı kuvvetler” derecesine indirecek hiçbir alçak teşebbüse izin verilmemesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.
Yeterince yapılmazsa, savsaklanırsa, titizlikle vatanın içindeki pislikler temizlenmezse canlarını vererek hakikat uğruna şehit olanların veballeri ülkeyi yönetenleri boğar!
Elbette bu şuur sadece idarecilerin değil topyekun bütün milletin şuuru halinde dalga dalga ülkeyi sarmalıdır.
Bu kalkışmaya, tiyatro diyen müptezeller gördük…
Tayyip’in oyunu şeklinde iftiralarla milleti bölmeye çalışan alçaklar oldu…
Amalarla, fakatlarla korkak sinsilerin meseleyi sulandırmaya çalışmalarına şahit olduk.
15 Temmuz gecesi penceresinden tek mermi sesi duymayanların, tankların paletleri altında ezilenleri sadece televizyon ekranlarında seyrettikleri için kötü bir film zannedenlerin, uçakların ses sınırını aşan sortileriyle camları şangırdamayanların da meselenin hakiki yüzünü görmeleri için çalışmanın artık tam zamanıdır.
Gençlerimiz başlarına gelecek belanın özgürlüklerini yerle bir edecek, onları vatansız bırakacak bir musibet olduğunu hiç unutmayacak şekilde anlamalılar.
Bunu onlardan beklemek işi savsaklamak olur, biz nice darbeler, kalkışmalar, bu ülkenin asli unsurunu sindirmeye çalışan pek çok alçaklığı yaşayan ak saçlılar olarak meseleyi onlara unutturmamak için çabalamalıyız.
Kahramanlık nasıl olurmuş yeniden hatırlamak için 15 Temmuz gecesinin güzel insanlarını ve onları şahadete taşıyan ruhlarını hep diri tutmalıyız.
Öyle yapmazsak ne millet olabiliriz ne de özgür bir vatanımız kalır.
Şimdi haberlerden bu hainlerin işbirlikçileri ile ilgili devletin operasyonlarını izliyoruz.
Görevden alınanları seyrediyoruz…
Tutuklananların bir kısmının ifadelerini okuyoruz…
Baskınlara, kovalamacalara, yakalanma anlarına şahitlik ediyoruz.
Bu elbette bu ülkenin sakin, kendi halinde insanları arasında travmalara sebep olabilir.
Aslında millete neden böyle bir 15 Temmuz kabusumuz olduğunu iyice anlatmadan bu şüpheleri, korkuları, şaşkınlığı aşmak mümkün değil.
Biz yeniden bir olmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlayabilmek için kendi kahramanlarımızı tarihin tozlu sayfaları arasından çıkarıp; hakikatleri, korkusuzlukları ve vatanseverlikleriyle gündemimize almalıyız.
Ancak şimdiye kadar televizyon kanallarında, çok satmaya çalışan kitaplarda olduğu gibi harem hayatlarını değil kelle koltukta bu millet için cenk meydanlarında yaptıklarını ön plana çıkaran hakikatleri gençlerin önüne taşımalıyız.
Evet bu günler sisli zamanlar…
Devletin her yaptığını anlayamayan ve buna tepki veren insanların çevremizde olmaları onları hain sıfatıyla bir kenara atmamıza gerekçe olmamalı.
Görevde alınanlar, tutuklananlar arasında tanıdıklarımız, yakınlarımız, akrabalarımız olabilir bunun bir millet meselesi olduğunu o duygusal insanlara anlatıp hainlerin yakınımızda bulunmalarının onları gözardı etmek için bir gerekçe olmaması gerektiğini anlatmalıyız.
Bir kere anlatmalıyız, ikna olmazlarsa yeniden anlatmalıyız, onları kazanıncaya, yüreklerinin soğumasını sağlayıncaya kadar anlatmalıyız.
Elbette bu çok karanlık zamanlarda haksızlıkla, yanlışlıkla, kahpe ihbarlara kanarak bazı masumların da zor durumda kalmaları, hayatlarının tarumar olması ihtimali sarfınazar edilemez.
Onlara da bu devletin mazlumlara karşı şefkatinden ümitlerini kesmemelerini söyleyerek hakikatin ortaya çıkması için gayret göstermeliyiz.
Ezcümle bu milleti sevenlerin vatana küsmeye hakları yok…
Bu millet adına adaleti, hukuku ve emniyeti tesis edenlerin de bu kaosun içerisinde mazlumları görmezden gelmeye asla hakları olamaz.
Biraz sabır ve dik duruşla meselelerin yeniden eskisinden daha iyi bir istikamete oturacağına inancımız tam olmalı ve bu işle mücadele eden hükümete, adalete biraz tolerans tanımalıyız.
Zira başka vatanımız yok!
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.